Londra Üniversitesi Psikoloji Fakültesi'nden Carolyn McGettigan ve ekibinin araştırması beynin, gerçek ve sahte gülüşlere farklı tepki verdiğini gösterdi.http://www.canakkaleninsesi.com/haber/8412/beyin-sahte-gulusleri-algiliyor.html
Araştırmacılar katılımcılara, sosyal paylaşım sitesinde komik bir videoyu izlerken gülen bir kişinin sesini dinletti. Aynı kişinin sahte gülüşü de katılımcılarla paylaşıldı. Araştırmanın "gülüş algılamasıyla" ilgili olduğunu bilmeyen katılımcıların beyin görüntüleri incelendi.
Görüntülerde beynin sahte gülüşe farklı tepki verdiği belirlendi.
BEYNİMİZ SAHTE GÜLÜŞÜ ALGILAYABİLİYOR
Araştırmacılar ayrıca, beynin iki gülüşün farklı olduğunu algılamanın yanı sıra sahte gülüşün gerçek olmama nedenini de anlamaya çalıştığını vurguladı.
Dr. McGettigan, "Beynimizin başkalarının gerçekten mutlu olup olmadığını algılayabildiğini görmek harika" ifadesini kullandı.
Boşanma sürecinde dikkat edilmesi gereken noktalar hangileri?
http://www.hurriyetaile.com/sizin-icin/psikoloji/ekonomik-sebepler-bosanmanin-baslica-sebebi_18915.html
Türkiye, bugün yapılan seçimlere kilitlendi. Günlerdir, partilerin verdiği vaatler ve çizdikleri pembe tablolar ile oyunu kullanıp beklentiye giren seçmenler, pazartesi sabahına farklı psikoloji ile uyanacak.http://www.sozcu.com.tr/egitim/sandik-psikolojisi-15-gun-suruyor.html
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Nöropsikiyatri Hastanesi Etiler Polikliniği’nden Psikiyatrist Dr. Alper Evrensel, Pazar günü oy verenlerin, sandık sonuçlarına göre kaybedenlerin “hayal kırıklığı ve acı” kazananların ise “sevinç” hissedeceklerini belirterek, sandık sonrası psikolojik durumun her iki taraf için de sadece 15 gün süreceğini söyledi.
İnsanların hayatları boyunca büyük ya da küçük bir çok seçimler yaptığına dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Alper Evrensel, kişinin seçim yaparken, deneyimlerinden, anılarından, mantık ve sezgilerinden etkilenerek hareket ettiğini kaydetti. Seçimlerin bazen isabetli sonuçlar doğurmadığını da ifade eden Evrensel, bunun sonucunda “hayal kırıklılığı” yaşandığını vurgulayarak şunları söyledi:
BEKLENTİ GERÇEKLEŞMEYİNCE HAYAL KIRIKLIĞI!
“Seçimlerimiz öncesi, deneyimlerimiz, anılar, mantık ve sezgiler devreye girer ve ortak bir sonuç çıkar. Bazen yaptığımız analizler ile seçimimizin sonuçları örtüşmeyebilir. Bu durumda beklenti gerçekleşmediği için hayal kırıklığı yaşanacaktır. Tıpkı, büyük bir mutlulukla evlenip eşini umduğu gibi bulamayan kişi de hayal kırıklığı yaşaması ya da oy verdiği partinin başarılı olamaması gibi. Ancak bu durum her şeyin sonu değildir. Her seçim aslında olumlu ve olumsuz sonuçları aynı anda içinde barındırır. İnsan hata yapa yapa doğru yapmayı öğrenir. Hatalarından ders alan insan olgunlaşır.”
“DUYGULARLA SEÇİM YAPIYORUZ”
Siyasi seçimlerde de oy kullanan kişilerin akıl-mantık yerine duygularıyla hareket ettiğini kaydeden Evrensel şöyle dedi:
“Duygusal bir toplumuz karar verirken ağırlığı da duyguya veriyoruz. Seçimlerde akıl, mantık, hafıza ve duygular sıralamasında duygularımıza yüzde 50-60 pay veriyoruz. Yüzde 20 akıl-mantık, yüzde 20 de hafızamıza göre seçim yapıyoruz. Böyle olunca da en büyük payı verdiğimiz duygularımızda olumsuz sonuç olduğunda hayal kırıklığı yaşıyoruz. Sandıktan umduğunu bulamayanlar, oyunun boşa gittiğini düşünenler, demoralizasyon dediğimiz 2 hafta sürecek bir moral bozukluğu yaşayacaklar. Bu duyguya depresyon diyemeyiz. Ama parmağımızı bir yere çarpıp hissettiğimiz acı gibi, çaresi olmayan, o anda hissedeceğimiz bir acı, bir üzüntü yaşanacak. Kaybeden seçmen psikolojisinde, kişi zevk aldığı etkinliklerden biraz soğuyup uzaklaşma hissedecek. Örneğin, gezmek istemeyebilir, muhabbet etmekten hoşlanmayabilir. Uyku bozuklukları yaşayabilir. Bu durumu hafif şiddetli, kısa süreli bir üzüntü durumu olarak da tanımlayabiliriz. Bu moral bozukluğu iki hafta sürecektir. Sonra hayatın doğal akışı içinde eski önemini yitirecek ve kaybolacaktır. Ancak iki haftayı geçiyorsa bu durum için hekime başvurulmalıdır”
SANDIK SONRASI PSİKOLOJİ İLE ANİ KARARLAR ALINMAMALI
Sandıktan zaferle çıkan, umduğunu bulan seçmenlerin ise için kısa süreli ters yönde yukarı yönlü bir duygu yükselmesi yaşayacaklarını kaydeden Evrensel, sözlerini şöyle tamamladı:
“Sevinç ve üzüntü duygusu ikisi farklı psikoloji ama etki süreleri aynı. Her iki duygu da iki hafta sürecek ve sonrasında hayatın normal akışı ile kaybolacak. Ancak, bu geçici psikolojiyle önemli kararlar alınmamasını tavsiye ediyorum. Bu ülkeden gideyim, bu partiyi bırakayım ya da farklı şekilde kişinin hayatını etkileyecek önemli kararlar iki hafta süreyle ertelenmeli. Bu duygu durumunun bitmesi beklenmeli. Biraz sakin olunmalı ve beklenmeli.”
OBSESİF YANİ BİLİNEN ADIYLA TAKINTI ÇOCUKLUK DÖNEMİNDEN BAŞLIYOR.
http://www.hurriyetaile.com/sizin-icin/psikoloji/cocuklarda-en-sik-gorulen-obsesyonlar_18832.html
Aile ve Çift Terapisti Psikoterapist Uzman Psikolog Naciye Tokaç, sinirli ve öfkeli insanlar için önerilerde bulundu. Tokaç, “Öfke duygusunun nasıl ifade edildiği önemlidir. Bazı kişiler saldırganlık göstermekte bazı kişiler ise bastırarak ifade etmektedir” dedi.http://www.gazetevatan.com/sinirli-ve-ofkeliyseniz-bu-habere-dikkat-798386-saglik/
“Çok hafif bir rahatsızlıktan yoğun bir hiddete kadar değişen yoğunlukta yaşanan bir duygu olan öfke; incindiğinizi, haklarınızın ihlal edildiğini, ihtiyaçlarınızın ya da isteklerinizin doğru şekilde karşılanmadığını ya da sadece, işlerin yolunda gitmediğini gösteren bir ileti olabilir” diyen Uzman Psikolog Naciye Tokaç, “Öfkeniz sizi, başkalarının hakkınızdaki tanımlama şekline “Hayır” ve kendi benliğinizin isteklerine “Evet” demeye yönlendirebilir. İnsanın; engellemeyle karşı karşıya kalması, saldırıya uğraması, incinmesi, yoksun bırakılması, tehdit algılaması öfke duygusunu ortaya çıkarabilir.
Öfke duygusu olağan bir şekilde ve zarar verici nitelikte olmayan şekilde ifade edilebildiğinde normal karşılanabilirken; uygun olmayan, kendine ve diğerine zarar verici nitelikte ve kontrol edilemez şekilde ortaya koyulduğunda zararlı bir duygu haline dönüşmektedir. Öfke; kontrol bozukluğu olduğu anda kişinin öfkesine yönelik farkındalığının düşük olduğu ve kontrol edemediği görülmektedir. Öfke dürtüsü kontrol edilemez şekilde ortaya çıkar ve kişi bunu sergilemediği takdirde gerginlik devam eder, eğer öfke duygusu ortaya koyularak zarar verici davranış sergilenirse kişi ruhsal bir rahatlık hisseder. Ancak ardından zaman sonra pişmanlık duygusu ortaya gelebilir” diye konuştu.
Uzman Psikolog Naciye Tokaç, daha sonra şunları kaydetti: “İnsan öfke duygusu ile birlikte doğmaktadır. Bebeğin istekleri karşılanmadığında veya geç karşılandığında, herhangi bir konuda rahatsızlık hissettiğinde, bu durum bebek için bir engellenmişlik olduğundan ve öfke doğurduğundan, isteklerini ve huzursuzluğunu ağlayarak ifade eder. Bebeğin bu tepkileri normaldir çünkü başka şekilde kendisini ifade etmeyi bilmemektedir. Bebek çevresindeki varlıkları, durumları anlamaya, öğrenmeye başladıkça öfke duygusunun ifade edilmesinde de değişiklikler gözlenir. Artık çevresindeki kişiler bu duygularını nasıl ifade ediyorsa çocuk da o şekilde ifade etmeye başlayacaktır. Unutulmaması gereken çocukların ilk önce model alarak öğrendiğidir.
Öfkenizi nasıl yaşayacağınız ve nasıl ifade edeceğiniz, çevrenizdeki bireyleri özellikle de anne babalarınızı model alarak öğrenmekle birlikte; zaman içerisinde çocuğun maruz kaldığı her durum ona bu duygusunu nasıl yaşayacağını öğretir. İzlenen filmler, okul arkadaşları, öğretmenleri, kendisine rol model aldığı kişiler gibi birçok etken duygularını nasıl ifade edeceğini öğretir. Özellikle çocuklarınızın izlediği çizgi film ve film içeriklerine dikkat etmekte fayda olacaktır.
Daha öncede ifade ettiğim gibi; öfke duygusunun nasıl ifade edildiği önemlidir. Bazı kişiler saldırganlık göstermekte bazı kişiler ise bastırarak ifade etmektedir. Saldırganlık gösteren kişi; öfkelendiği kişi veya duruma sözlü ya da fiili olarak saldırır. Etrafındaki eşyaları tekmelemek, küfretmek, hakaret etmek, kavga etmek öfkeyi saldırganca ifade etme yollarından sadece bazılarıdır. Saldırganca ifade edilen öfke duygusu hem kişinin kendisine hem de çevresindeki bireylere zarar vermektedir.
Öfkesini bastıran veya içine atanlar ise; öfkelendiklerini belli etmemeye çalışırlar ve gülümsemelerle olayı geçiştirmeye çalışırlar ya da az konuşurlar. Öfkeyi bastırmak bir çözümmüş gibi görülse de uzun vadede kişinin iç dünyasında biriken öfke duygusu, mide bağırsak rahatsızlıkları gibi fiziksel hastalıklara yol açabilmektedir. Olumsuzda olsa duyguları bastırmak, kişinin çevresine zarar vermese de kendisinde ruhsal sorunlara yol açmaktadır.
Öfke duygusunun uygun bir şekilde ifade edilebilmesi için kişilik gelişiminiz, yaşam tarzınız konusunda yapacağınız bazı değişiklikler; uyumlu bir kişilik geliştirmenize destek olacaktır. Öncelikle hem bedensel hem de ruhsal olarak “esneklik özelliği”ne sahip olmak sizi toplumda rahatlatacaktır. Esneklik özelliği; karşılaştığınız olumsuz olay, durumları daha sakin karşılamanızı, değerlendirme süreci yapabilmenizi ve en sonunda bir karar vererek davranışta bulunmanızı sağlar.
Kişisel bakış açınız da duygularınızı nasıl göstereceğinizi belirlemektedir. Öfke duygusunu kontrolsüzce yaşayan bireylerde gözlenen bir özellik karşılaştıkları olay, durumları daha kişisel algıladıkları, olağanın dışında anlamlar yükledikleri yönündedir. Bakış açınızı “zihninizi yeniden yapılandırarak” değiştirebilmeniz için; öncelikle kendinizdeki öfke duygusunun nasıl yaşandığını fark etmeniz gereklidir. Yapmanız gereken, sadece karşılaştığınız olayları; yaşandığı gibi algılamak ve kişisel yorum yapmamanızdır.
Yapılan araştırmalar ve mesleki gözlemlerim; duygu ve mantık dengesini kurabilmiş kişilerin öfke duygularını daha kontrollü yaşadıklarını göstermekte. Bu kişiler olumsuz bir durumla karşılaştıklarında mantığa dayalı akıl yürütme sürecini işleterek duygularını kontrol altında tutabilirler. Örneğin; “bu durum hayatımda karşılaştığım olumsuz durumlardan sadece bir tanesi, daha sakin olabilirim” gibi düşünceler kişinin akılcı davranışta bulunmasını sağlayacaktır.
İletişim kurma tarzınız, kendinizi genelde nasıl ifade ettiğiniz, kişilik özellikleriniz, problem çözme yöntemleriniz duygularınızı nasıl ifade ettiğinizi çoğunlukla belirleyen diğer özelliklerinizdir. Kendi özelliklerinizi tanımak; olumsuz-işinize yaramayan özelliklerinizi değiştirmek, fayda sağlayan özelliklerinizi güçlendirmek öfke kontrolü konusunda oldukça fayda sağlayacaktır. Tekrar etmek gerekirse; öfke duygusu normal olmakla birlikte öfkeyi zarar verici yapan şey nasıl ifade edildiğidir.
Öfke kontrol sorunu yaşıyorsanız ve hayatınıza zarar verici nitelikteyse, bu durum psikolojik bir soruna işaret edebilir ve normal bir öfke duygusundan ayrılmalıdır. Böyle bir durumda psikolojik desteğe ihtiyaç duyulabilir. Hayatınızda öfkeden çok sevgiye yer vermeniz sizi daha mutlu edecek ve hayatınızı daha anlamlı kılacaktır.”
Amerikalı ve İsviçreli bilim adamlarının araştırması, kolayca gülebilmenin de 5-HTTLP geninin boyuna bağlı olduğunu ortaya koyduhttp://www.posta.com.tr/saglik/HaberDetay/Gulebilmek-de-genetikmis-.htm?ArticleID=284941
Her fırsatta kahkaha atabilenlerin sırrının DNA’da gizli olabileceği belirlendi.
Bilim adamları, 336 katılımcının komedi filmlerine nasıl tepki verdiğini, yüzdeki tüm ifadeleri belli kodlar vererek sınıflandıran Yüz Hareketleri Tanımlama Sistemi yardımıyla inceledi. İçten gelen gülümseme ve kahkahalara odaklanan bilim adamları, DNA analizi için katılımcılardan tükürük örneği aldı.
Mutluluk hormonu olarak da adlandıran serotoninin düzenlenmesinde rol oynayan 5-HTTLP geninin kısa versiyonuna sahip kişilerin daha kolay, fazla ve içten gülebildiği ortaya çıktı.
Araştırmanın sonuçları Amerikan Psikoloji Derneği’nin "Emotion" adlı dergisinde yayımlandı.






